Mehmet Caymaz Kimdir?

1963 yılında Niğde Merkez'in Hacıabdullah kasabasında doğdum. El becerimi ve sanata yatkınlığımı, ilkokul yıllarında öğretmenlerimin ödev olarak verdiği, tarımda kullanılan el aletlerini yaparak deneyimledim. 13 yaşında Ankara'ya geldim; elektronik cihaz tamiri, araba motoru ve kaportacılık öğrenmek istedim. Bu meslekleri istememe rağmen marangozluğa yöneldim. Ancak iş ağır olduğu için çırak olarak kabul edilmedim. Tamire götürdüğüm ayakkabım için tamircilerin "Bu ayakkabı tamir olmaz" demesi üzerine "Öyle şey olmaz" diyerek ayakkabı ustasına çırak oldum ve yirmi gün sonra o ayakkabıyı tamir ettim.

Ankara'da üç yıl çalıştıktan sonra İstanbul'a geldim ve ayakkabı işinde çalışmayı sürdürdüm. 16 yaşında çalıştığım atölyenin önündeki bir deri tüccarının ud çaldığını ilk duyduğumda, udun sesinden çok etkilendim. Ne zaman ud çalsa oturur, dinlerdim. O deri tüccarı sayesinde müzikle uğraşan ayakkabıcılarla tanışıp irtibat kurdum; İstanbul Radyosu sanatçılarından Erol Küçükyalçın'ın yönettiği Türk Sanat Müziği Derneği'ne kaydoldum ve ilk udumu aldım. Yirmi yaşıma kadar devam ettim.

18 aylık askerlik sonrasında bir süre daha ustayla çalışmaya devam ettim. Yirmi iki yaşında tasavvuf müziğiyle ilgilendim. Tasavvuf müziğinde sözlerin derinliği beni çok etkiledi. Daha sonra bir tasavvuf ustası olan Bâtini Bir Pir ile tanıştığımda, hayata bakışım yeniden şekillenmeye başladı.

Ayakkabı işimi bırakıp 2 yıl boyunca İstanbul'un farklı semtlerinde seyyar satıcılık yaptım. Yirmi dört yaşımdayken ısmarlama ayakkabı tamir dükkânı açtım. Bu arada para kazandıkça, hobi olarak üretmek istediğim pek çok şeyi hayata geçirdim. Demir doğrama kapı, pencere, parke döşeme, ahşap masa yapımı, televizyon tamiri, kasetçalar ve radyo tamiri ile imalatı, çok amaçlı freze tezgâhı ve ayakkabı işinde kullanılan bot genişletme kalıp makinesi yaptım. Konfeksiyon deri boyalarıyla ve suyla karışan yağ ile kimyasal işlerle uğraştım; uzun yıllar esnek konfeksiyon derilerini boyadım.

Ayakkabısını tamir ettiğim bir müşterim, müzik aletleri mağazası açtığını söyleyerek beni açılışa davet etti. Davete gittim. Sonrasında oraya sürekli gitmeye başladım ve bu, müziğe olan eski tutkuma yeniden can verdi. İlgi duyduğum udun ve bağlamanın özelliklerini incelemeye başladım. İlk bağlamamı ayakkabı atölyemde yaptım. Yaptığım çalgıyı gören esnaf, "Sen bu işi yapıyorsun, gel sana malzeme vereyim, ud yapmaya başla" dedi. Çalgı yapımında kullanılan makineleri ve ağaçları aldım.

Çalgı yapım yolculuğum bu şekilde başladı. Beş yıl boyunca hem ayakkabı hem de bağlama yapmayı sürdürdüm. Yaptığım çalgılar müzisyenler tarafından beğenildi. Beş yıl sonra iki mesleğin aynı anda yürümeyeceğini gördüm. Ayakkabı ve bağlama yapımını bırakıp iş yerine taşınarak ud yapmaya başladım. İstanbul'daki tanınmış ud ustaları benden ud teknesi isteyince, ud ustaları için tekne üretmeye başladım. Onlarla yakınlaştıkça, ud yapımında pek çok ustanın farklı üretim tekniklerini gözlemleme fırsatı buldum.

Ses, fizik kuralları ve sebep-sonuç ilişkisi üzerine Ar-Ge çalışmalarına önem verdim. Farklı ustaların udlarının uzun süreli kullanımında hangi sorunların ortaya çıktığını gözlemleyerek, bu sorunların benim yaptığım udlarda oluşmaması için farklı teknikler kullandım. Bu arada bu alana yönelik makineler ve aparatlar yaparak tamamen lutiyelik işine yoğunlaştım. Markamı "JAYMAZ OUD" olarak belirledim ve yaptığım udların yüzde 95'ini yurt dışına sattım. Bu alanda kendimi geliştirme ilkesini her zaman benimsedim. İşimi elimden gelen en iyi biçimde yaparak yenilik getirmeyi amaçladım. 41 yıllık zanaat deneyimimden edindiğim birikimin bir kısmını, uda ve müziğe yeni başlayanlarla paylaşmayı gerekli gördüm.


2) LUTHIER MEHMET CAYMAZ TASARIMLARI

  1. Müzisyenlerin beklentileri doğrultusunda klasik udlar ürettim; bunun yanında müzisyenlere alternatif oluşturmak için yeni tasarım udlar da yaptım.Klasik udun dışında, klasik formu değiştirmeden farklı derinlik ve hacimlerde 3 model ud yaptım.
  1. 3 farklı akustik elektro ud modeli yaptım
  2. 4 eksenli manuel kopya makinesi ürettim
  3. Ud yapımında kullanılan aletleri tasarladım
  4. Mızrap, ud icrasında çok önemlidir. Yüksek hacim ve çalış konforu sağlamak için tasarladığım 5 model mızrap bulunuyor. 5 modelin uçları farklı kalınlıklarda olduğundan, farklı mızrap tarzlarını kullanan sanatçıların tercihleri gözetilmiştir. Üretim aşamasındaki mızrap tasarımı, en iyi sesi verecek ham maddelerin denenmesi sonucunda ortaya çıkmıştır.
  5. Yüksek performans sunan, dayanıklı ve uda uygun ses karakterine sahip ud teli üretiminin öncülüğünü yaptım.
  6. Lübnanlı bir sürrealist heykeltıraş için ud biçiminde bir ahşap heykel yaptım. 2 metre boyundaki heykeller udun farklı parçalarını barındırıyor.
  7. Türkiye'de her ud için ilk kez kimlik kartı uygulaması yaptım. Bu kartta üretim tarihi, üretildiği ağaç ve bir ud koruma kılavuzu yer alıyor. Üç yıl sonra farklı ud yapımcıları da bu uygulamayı kullanmaya başladı.
  8. Türkiye'de üretilen 'AURORA' telin Ar-Ge çalışmasını ve tasarımını ben yaptım. En çok kullanılan üç tel tasarımı sanatçıların beğenisine sunulmuştur.

Telin uygun ses karakterine sahip olması gerekir. Gerilimi ve salınımı, tizden pese kadar sesle uyuşmalıdır. Tasarladığım teller Türk D.C # Arap C.D, C.C Arap F.F şeklindedir.

Kendi tasarımlarımın dışında farklı ustalara da mesleki bilgi aktardım. İstanbul'da ud üreten Ramazan Çalay ve İbrahim Ada için akustik elektro ud modeli tasarladım; ayrıca uzun yıllar kalıp ve tekne ürettim.


3) UD YAPIMINDA TEKNİK, ZOR VE SOYUT DENEYİMLER

Her çalgının tarihsel bir gelişimi vardır. Zamanla insanlığın gelişimi, sanat anlayışı gibi müzik tarzlarını da etkilemiştir. Müzik ve teknoloji alanındaki gelişmeler, çalgılardaki değişimin her zaman süreceğini bize gösteriyor. Ud, az değişim geçirerek bugünkü hâlini almış çalgılardan biridir. Ud yapımında klasiği korumanın ve geleceğin udunun sesini oluşturmanın gerekli olduğunu düşünüyorum.

Kadim kültürlerin ve hikmetin buluştuğu Mezopotamya ile Anadolu'da yaşamış toplumların kültürel farklılıklarına göre udların ses karakterinde de farklılıklar oluşmuştur. Bana göre udun ses karakteri, bilge bir ihtiyarın ses karakterine benzer. Her ustanın yaptığı çalgıların sesinin ve kalitesinin farklı olmasının nedenleri; ustanın teknik ve sanatsal el becerisiyle, hayata bakışıyla ve olumsuz ya da olumlu bedensel enerjisiyle ilgilidir. Her ustanın kendine özgü bir bilgisi vardır. Bu, el becerisine ve bilinç düzeyine göre değişir ve ürettiği çalgının her yönüne yansır.

İnsan hem somut hem soyut, hem görünen hem de görünmeyen bir varlıktır. Enerjisiyle evrenle iç içedir. İnsanın varlığıyla yeryüzünde var olan her nesnenin, insanın hayal gücünün boyutlarına bağlı olduğunun kanıtı gibidir. Bu yüzden insan üretimlerine yalnızca materyalist bir bakışla bakamayız. Bedenimizin duyduğu frekansların, ışığın ve enerjilerin dışında henüz keşfedilmemiş ya da kanıtlanmamış pek çok enerji vardır. Örneğin ağacı yaktığımızda ısı ve ışık üretir. Ürettiği ısı ve ışık tükendiğinde ilk varlığına dönüşür. Gözümüzle göremediğimiz bir boyuta geçer. Kısacası hiçbir şey yok olmaz, her şey değişim ve dönüşüm geçirir.

4) UD KALIBI YAPIMI

Kalıp yapımı MDF, kontrplak ya da diğer ahşap malzemelerden yapılabilir. Kalıp yapımında boy ve en seçildikten sonra yarım daire biçiminde kesilir. Yarım dairenin dışında farklı kalıplarda derinlik ölçüleri de alınır. Montajdan sonra boyu ve eni özenle traşlanır. Kalıbın üzerinde bir ud teknesi yapılır ve ud olarak tamamlanır. Teknenin simetrisi, udun sesinin akustiği ve ses hacmi kontrol edilir. Yapılan kalıp beklentileri karşılıyorsa o kalıp üzerinde ud yapımına devam edilir. Beklenti karşılanmıyorsa kalıpta istenmeyen yerler yeniden düzeltilir ve bir deneme udu daha tamamlanır. Kalıbı yeniden düzeltirken uzun yılların kalıp yapım deneyimine ve ud sesi çözümlemesine sahip olmak gerekir.

Yapılan kalıpta, tekneye çarpan sesin dönüş merkezinin belirlenmesi çok önemlidir. Ses ne çok uzun ne de çok kısa olmalıdır. Akustiğin doğru belirlenmesi ve sese derinlik katılması kilit noktalar arasındadır. Merkez alana bağlı olarak kalıbın ön ve arka eğim açısı, ses hacmini belirler.


5) AĞAÇ SEÇİMİ VE KESİMİ

Çalgıda kullanılan yerli ve tropik ağaçlar farklı sertlik, renk ve desenlere sahiptir. Her ağaç farklı reçineler ve çeşitli kimyasal bileşenler barındırır. Çalgıların ses karakterleri ağaç türüne göre değişir. Ses karakterlerinin birbirine üstünlüğü yoktur; bu, müzisyenlerin tercihidir. Çalgı yapımcılarının ağaç konusundaki bilgisi (sertlik, ses iletkenliği) deneyimlerine dayanır.

Ud yapımında ağacın ana gövdesi tercih edilir. Kökleri ise çalgının farklı bölümlerinde görsel amaçla kullanılır. Çalgıda tercih edilmeyen ve kesinlikle kullanılmaması gereken bölüm, ağacın ana gövdesinin tonlarca ağırlığını taşımak için hücresel yapı olarak alttan sertleşip yukarı doğru yumuşayarak ve etrafa yayılarak doğanın zorlu koşullarında var olmaya çalışan bölümdür. Ağacın dallarındaki hücresel yönelim çalgı yapımı için tercih edilmez. Ağaç kesildikten sonra hücrelerinin ölmüş ve özsuyunun tamamen kurumuş olması gerekir. Her ağacın kuruma süresi; ağacın türüne, yetiştiği ortama ve lif yapısına göre değişir. Bazı ağaçların tamamen kuruması uzun zaman alabilir. Tropik ağaçlar tüketiciye ulaşana kadar belirli bir süre geçer; fırınlanır ve doğal kuruma sürecinden geçer.

Ud yapımında ağaç kesilirken, ağacın desenine göre freze damarı ya da geniş damar değişir. Bazı ağaçlar için freze ideal olurken, bazılarının güzel ve karmaşık deseni nedeniyle geniş damar kesimi idealdir. İki ila üç milimetre kalınlığında kesilen ağaçlar en az bir iki ay bekletilerek kullanılmalıdır. Mümkünse bir iki yıl da bekletilebilir.

Ağaçların sertlik oranları, moleküler hücre yapılarına bağlı olarak içindeki silisyumun ve hücresel bağın kimyasal yapısına göre değişir. Ağacın yetiştiği topraktaki silisyum yoğunluğuna ve türlerine göre ağacın kimyasal yapısında farklılıklar olur. Silisyum oranını anlamanın yolu, iyi bir zımparadan sonra ahşabın dokusunun parlaklığından ve şeffaflığından, ayrıca karbürsüz bir şerit testerede keserken şeridi ne kadar sürede körelttiğinden anlaşılır.


6) TEKNE YAPIMI

Tekne yapımı, udun görselliğinin en önemli unsurudur. Udun genel görünümünü, ses hacmini ve desibelini belirler. Yapılacak ağaç seçildikten sonra sertlik oranına göre 3, 2.5 ve 2 mm kalınlığında kesilir. Kesilen ağacın türüne bağlı olarak belirli bir süre dinlenmeye bırakılır. Tekneye başlamadan önce ağaçtaki hareket bittiğinde, ısıtma kalıbında bükülerek şekillendirilir. Ağacın dokularına zarar vermeyecek bir sıcaklıkta 80 - 100 derecede bükülür. Tekne yapımında dokusu bozulduğunda ya da ikinci kez ısıl işlem uygulandığında ağaçlar kırılabilir. Isıyla bükme süresi ağacın türüne bağlıdır.

Kalıba uyacak biçimde ısıtılıp son şeklini verdikten sonra kalıp üzerinde çalışmaya başlanır. Tekne bittiğinde uzun süre dinlenmeye bırakılır. Liflerin yeni şekline alışması için ağaç hücreleri dinlendirilir. Ağacın hareketi belirli bir süre içinde durur. Önce iç kısım temizlenir ve dilimler arasına bant çekilir, ardından dış kısım kabaca temizlenip yeniden dinlenmeye bırakılır. Dinlenme süresinden sonra ince ve hassas düzeltmeler yapılır.

Teknenin (frekans ses toplayıcı ve yansıtıcı) ağacının yoğunluğu ve sertliği, her ağaçta farklı değerlerde silisyum ve farklı minerallerin bulunması, ağacın ses emme ve yansıtma oranı çalgının ses karakterini belirler.

Ud yapımında gözden kaçırılmaması gereken şeylerden biri de kademeli düzeltmelerdir. Kademeli düzeltmenin önemi, ağaçtan kopan her lifin ağacı hareket ettirmesinden ileri gelir. Günümüz ud yapımcılarının yüzde 95'i ticari bakış açısı nedeniyle tekne yapmayı bilmediği ya da hazır tekne satın aldığı için, bu ustaların yanında yetişen çıraklar tekne yapmayı öğrenemiyor.


7) SAP TAKMA

Sapta verilen açı, klavyedeki desteğin kalınlığı, alt eşiğin yüksekliği ve tellerin gerginliği udun sesini etkiler. Sap için seçilecek ağacın çok kuru ve sık damarlı olması gerekir. Sık damarlı ağaç, doğanın zor koşullarında yetiştiği için reçineli ve sert olur. Ladin ve kayın kullanılabilir. Sap tekneye açılır, kırlangıç kuyruğu boşluksuz biçimde alıştırılıp yapıştırılır.


8) LADİN SES TABLASI VE SESİ GÜÇLENDİREN BALKON ÇITALARI

Ladin ağacının yumuşaklığı ya da sertliği; ses tablasının titreşim karakterini, sesin pes ve tiz karakterini ve yaş halkalarının sıklığını belirler. Ladin, ses iletiminde hem alıcı hem de verici olduğu için tercih edilmiştir. Balkonlama dediğimiz direnç çıtaları, desibel artırıcı diyafram kasları görevi görür. Direnç çıtaları (desibel yükseltici çıtalar) sesin tekneden (desibel toplayıcı) hızlı ya da yavaş çıkmasını sağlar. Ses tablası ile direnç çıtalarını bir bütün olarak görmek gerekir. Çünkü bu bütünlüğün udun sesini yüzde 95 oranında etkilediğini söyleyebiliriz.

Ud yapımında genellikle ladin kullanılır, tercihen Kanada sediri de kullanılır. Kanada sedirinin dayanımı ladine göre daha zayıftır. Yumuşak Kanada sediri kullanılsa bile ses genellikle ladinden farklı olur. Udun ses karakterine göre tercih edilir. Geleneksel klasik ud sesini elde etmek için ladin tercih edilir. Ladin ağacını çok iyi tanımanız gerekir. Bu ağaç, yetiştiği konuma ve bölgeye bağlıdır. Yıllık yaş halkalarının sıklığı, reçine yoğunluğu, sertliği ve kütle ağırlığı önemlidir.

Sert ladinin damarlarına 30 - 45 derece yatay kesim yapılırsa, gerdirildiğinde yumuşak görüntü yanıltıcı olur. Ses tablasının kalınlığı, ladinin yumuşak ya da sert oluşuna ve istenen sese göre 2 mm ile 1.70-1.5 mm arasında değişir. Kalınlık, yükseklik, alt eşik arasındaki mesafe, eşiğin önü, balkonun eşiğe uzaklığı, çıtanın yüksekliği ve çıtanın sertliği seste çok önemli etkenlerdir.

Ses tablasının uzun ömürlü olması ve yıllarca deforme olmadan kullanılabilmesi için direnç çıtalarının yüksekliği ile kalınlığının birbiriyle dengeli olması gerekir. Kapak ile balkon, tel basıncıyla deforme olmayacak biçimde dengelenmelidir. Kalınlık dengeli değilse titreşimde sorun çıkar, sesin dönüşü hızlanır, seste uzama olur ve ses hacmi düşer. Udun yapım aşamasında frekans ses toplayıcı ve yansıtıcı olan tekneye göre yapılan ses tablası seçimi de seste büyük bir etkendir.

Çalgıdan istenen sesi elde etmek için her işlemi dengeli biçimde değerlendirmek gerekir. Hazırladığınız kapağı deneyiminize güvenerek gerdirdiğinizde ladin ses tablasının sertliğini anlayabilirsiniz. Bir başka yöntem ise, beyaz ışığa tutulduğunda ışık geçirgenliğinden ve renk farklarından sertliği ve selüloz lif yapısını anlayabilmenizdir. Farklı sesler elde etmek için her sertlikte ladin kullanılabilir. Balkon çıtalarının yükseklik, kalınlık ve mesafe ayarları ladine göre değişir.

Ağacın kuruluğu nem oranına göre değerlendirilmez; tam kuruluğu hücresel ölümle ilgilidir. Ladin ses tablasının kuruluk düzeyi, su uygulandıktan sonra ladin liflerinin kabarma yüksekliğine göre anlaşılabilir. Kuru ses tablasındaki ladine su uygulandığında lifler bir gün sonra kabarmıyorsa, tamamen kuru olduğu ve hücresel hareketliliğin sabitlendiği anlaşılmaz. Böylece udun sesinde yıllarca bir değişiklik görülmez.


9) ABANOZ KLAVYE TAKMA

Abanoz ağacı, yoğunluğu nedeniyle geç kuruyan ağaç türlerinden biridir. 6-7 mm kalınlığında kesilip en az 2-3 yıl bekletilerek kullanılmalıdır. Uzun klavye kullanımında 2 mm kalınlıkta kesilen abanoz tam kuru değilse, udun üzerinde kurumaya devam eder ve ses tablasının klavyenin kenarlarından çatlamasına yol açar.


10) BURGU AYARI VE BURGU TAKMA

Burguda kuru ahşap kullanılmalı ve akort burgusunun en az 2-3 yıl beklemiş olması gerekir. Bu yöntemle burgular yıllarca bozulmadan kullanılabilir. Burgu takılırken raybayla açılan yuvanın havşa açısı ile burgunun bire bir olması, hassas akort yapılmasını sağlar. Burgu açıları ve saptaki açı farkları her üreticide değişebilir. Dengeli açı, akort yaparken tellerin rahatça kaymasını sağlar.


11) ALT VE ÜST EŞİK TEL YÜKSEKLİĞİ

Telleri takılmış bitmiş bir udda üst eşik tel yüksekliği 0.20 0.30 mikrondan başlamalı; teknenin başlangıcındaki klavye tel yüksekliği 1.75 ya da 2 milimetreyi, çok sert çalanlar için ise 3 milimetreyi geçmemelidir. Alt eşikte mızrabın vuracağı alan 8-10 mm yüksekliğinde olmalıdır. Bu ölçüler ustaların isteğine göre değişebilir.

12) TEL TAKMA VE AKORT

Burguluk ve burgular ağaç olduğu için sıcaklık değişimlerinde büzülme ve genleşme olur. Telin aniden boşalmasını önlemek için burgular, tel içeriye doğru sıkışacak biçimde takılmalıdır. Akort yaparken teli hafifçe gevşetip kademeli olarak germeliyiz. Ani gerilimler telin kopmasına yol açar. Telin bakır sargıları açılırsa seste hışırtı oluşur.

13) TEL VE MIZRAP SEÇİMİ

Udun sesini etkileyen telin seçimi önemlidir. Kaliteli tel tercih edilmelidir. Tel seçerken telin kalitesinden anlayan profesyonel müzisyenlere ya da ud yapımcılarına danışabilirsiniz. Herkesin tel tercihi farklı olabilir. Kaliteli telde tizden pese geçişte denge olmalıdır. Yeni takılan tel 3-4 akorttan sonra oturur ve hışırtısız bir ses verir. Mızrap seçimi de kişiye bağlıdır. Mızrabın ses hacmindeki önemli unsuru; mızrabın sertliği, yumuşaklığı ve vuruşlarda mızrabın bükülme direncidir. Uzun ud çalışmaları için (mızrap harekete ve ısıya maruz kaldığından) direncini kaybetmeyen ve ısınmadan etkilenmeyen bir mızrap tercih edilmelidir. Silikondan yapılmış mızraplar kullanılmamalıdır. Bu mızraplarda telde titreme ya da düşük ses hacmi oluşur. Telin enine titreşim salınımı yüksek ise, tellerin birbirine çarpması sonucu bozuk sesler ortaya çıkar.


14) MÜZİSYENLERİN UD SEÇİMİ

Yapılan her udun sesi farklıdır. Tıpkı insan sesi gibi, her udun bir ses karakteri vardır. Bir udi beş ud çalarsa, aynı uddan beş farklı ses karakteri duyarsınız. Beş kişi aynı sesi dinlerse, onu farklı duyar. Udun karakterine göre farklı mızrap vuruşları ve klavye basışları denenebilir. Kaliteli üretilmiş ud, her müzisyenin tercihidir. Müzisyen birden fazla ud edindiğinde ve bunların sesleri farklı olduğunda, sahnede ya da stüdyoda farklı eserler için seçenek oluşur. Müzisyenler ud seçerken farkında olmasalar bile, beden hücresel titreşim frekansına en yakın udu tercih eder. Daha sonra sesin kendisini tatmin etmediğini düşünür; kendi bedensel frekansının değiştiğini fark etmeyebilir. Benim önerim, çalgınızla barışık olmanızdır. Olumlu düşünceleriniz arttıkça farklı ud sesleriyle farklı duygulara girmeyi öğrenin.

15) YENİ BAŞLAYANLARIN UD SEÇİMİ

Uda yeni başlayanlara önerim, teknik olarak düşük kaliteli, mobilya işçiliğindeki udları tercih etmemeleridir. Ticari kaygıyla üreten, ses ve üretim tekniklerinde yetersiz üreticilerin udlarını aldığınızda sesler dengeli ve güzel çıkmaz, icra rahat olmaz ve belirli bir süre sonra ud çalışmalarınızdan soğuyabilirsiniz. Kaliteli ud üretenlerin udlarının sesinde denge ve çalış kolaylığı vardır. Bütçenize göre kaliteli ud üretenleri ve mağazalarda satılan kaliteli udları seçmelisiniz. İlerledikçe daha profesyonel udlara geçersiniz.


16) UDU KORUMA VE TAŞIMA YÖNTEMLERİ

Kaliteli bir ud taşıma kılıfı tercih edilmelidir. Kılıfın içindeki sünger kalın olmalıdır. - Taşıma sırasında, özellikle yaz aylarında arabanın bagajına konmamalıdır. - Evde nemli alanlara ya da tavana yakın yerlere konmamalı, sıcak ve nemli yerlerde saklanmamalı ve evde kılıf içinde bırakılmamalıdır.


17) UD ÇIRAKLIĞI YAPACAK OLANLAR İÇİN

Günümüzde bir meslek edinirken ciddiyet, uzmanlaşma ve usta-çırak eğitimi neredeyse yok. Hayata bakışı ve kişiliği şekillenmemiş adayları eğitmek çok zordur. Usta-çırak ilişkisinde meslek ahlakı ve ustadan bilgiyi nasıl alacağınız çok önemlidir. Çırak da ustanın bilinç düzeyine göre şekillenir. Çırak çok becerikli ve bilinci yüksekse, ustasından öğrendiğini bir adım öteye taşır.

Mesleki ilkeye göre çırak gelişimini tamamladığında ustası, "Benden öğreneceğini öğrendin, atölyeni açabilirsin ya da istersen birlikte çalışabiliriz" diye teklif eder. Hayata yalnızca maddi açıdan bakmayan bilinci yüksek ustaların yanında çıraklar, ustalarının izni olmadan atölye açmaz.

Ustanın yıllar içinde edindiği bilginin kısa sürede alınacağını sananlar bu işte tam anlamıyla yetkin olamaz. İnsanlar genellikle maddeye eğilimli olduğundan, ileride kendisine yalnızca maddi fayda sağlayacak çıraklar edinmek isterler; kalabalık ustaları tercih ederler, 2-3 yıl çalışıp ayrılırlar. Teknik bilgisi yeterince gelişmemiş çıraklar ancak uzun yıllar içinde kendilerini geliştirme şansı bulabilir.

Elbette ustaların da "usta" olması gerekir. Çalgı üreticilerinin diğer üreticileri rakip olarak görmesi, hayata maddi bakışlarından ve bilinç düzeylerinin düşüklüğünden kaynaklanır. Ustanın da çırağından hoşnut olması, bilgisini aktaracağı kişinin emeğe değmesi gerekir.


Yorum yapın

Yorumların yayınlanmadan önce onaylanması gerektiğini lütfen unutmayın

Bu site hCaptcha ile korunuyor. Ayrıca bu site için hCaptcha Gizlilik Politikası ve Hizmet Şartları geçerlidir.