Udun Tarihi: Kökeni, Gelişimi ve Yayılışı
Ud (Türkçede ud ya da ut olarak da bilinir) Orta Doğu ülkelerinde çok sevilen bir çalgıdır. Bazı ülkelerde hatta “çalgıların kralı” olarak anılır. Çalgıya mistik bir hava katan, son derece özgün bir tınısı vardır.
Ud Nedir?

Ud, genellikle 11 teli 6 tel grubuna dizilmiş, perdesiz bir telli çalgıdır. Perdesiz oluşu, udu günümüz lavtasından ayıran en belirgin özelliktir. Ud, mızrapla çalınır. Hem geleneksel müzikte hem de modern müzik parçalarında kullanılabilir. Yöreden yöreye farklı ud türleri vardır; ayrıca boyutuna ve malzemesine göre de değişir, ancak teknesi her zaman bir ağaç türünden yapılır. Bütün bu farklı ud türlerini Sala Muzik internet sitesinde iyi kalitede bulabilirsiniz.
İlginizi çekebilir: Ud Etkili Biçimde Nasıl Öğrenilir?
Ud hangi bölgeye aittir?

Ud; Orta Doğu, Orta Asya ve Kuzey Afrika ülkelerinin müziğinde kullanılır. Özellikle Mısır, Suriye, Ermenistan ve Türkiye gibi ülkelerde vazgeçilmez bir müzik çalgısıdır. Bölgeye göre udun boyutu, tınısı ve hatta akort sistemi bile değişebilir. Bu ülkelerin çoğunda geleneksel müzikte kullanılır; ancak modern müzik türlerinde, hatta pop ve rock müzikte de yer almıştır.
Udun Tarihi Nedir?

Ud, tarihteki en eski müzik çalgılarından biri sayılır. Mezopotamya'daki duvar fresklerinde ve MÖ 16. yüzyıla ait Eski Mısır mezarlarında karşımıza çıkar. Udun biçimi bu resimlerdekinden farklı olsa da, resimler udun en yakın atası kabul edilen Fars barbatıyla neredeyse aynı yapıyı gösterir. Bugünkü hâlini İslam döneminde almış ve tüm Orta Doğu ülkelerine yayılmaya başlamıştır. 15. yüzyılda Osmanlı sarayında ilgi odağı hâline gelen ud, 19. yüzyılda halkın klasik Türk müziğinde kullanmaya başlamasıyla yeri doldurulamaz bir değer kazanmıştır.
Ud, Avrupa'ya İspanya üzerinden ulaşmıştır. 13. yüzyılda Haçlılar udu Avrupa'ya götürmüş ve zamanla ud, lavtaya dönüşmüştür. Lavta adını da ududan alır (eski Fransızcada “le ut”); ancak lavtaya, perde gibi ududan farklı özellikler eklenmiştir.
Udun tarihi ve icadıyla ilgili kutsal kitap kaynaklı bir hikâye de vardır. Bu hikâyeye göre udu icat eden kişi, Kabil'in altıncı kuşaktan torunu olan Lamek'tir. Efsaneye göre Lamek'in oğlu bir hastalık yüzünden ölmüştür. Ancak Lamek oğlunu o kadar çok seviyordu ki onu gömmek istememiş ve bedenini bir ağaca asmıştır. Çürüyen beden zamanla iskelete dönüşmüştür. Lamek, oğlunun asıldığı ağaçtan, biçimini oğlunun kalıntılarına benzeterek bir ud oymuş ve öldüğü güne kadar sevgili oğlunu düşünerek bu çalgıyı çalmıştır.
İlginizi çekebilir: Dünyanın En İyi 5 Ud Sanatçısı

Yorum yapın